DuYGuNiSa
01-22-2010, 18:38
Bazen yakın arkadaşlarımızdan annesinin veya ninesinin düştüğünü ve kalçasını kırdığını duyarız. Hastanelerin ortopedi servislerinde de oldukça yoğun bir şekilde yaşlı kadınların kırıkları için tedavi edildiklerini görürüz. Artık birçok kadının dilinde dolaşan bu hastalığın tıp dilindeki adı Osteoporoz, halk arasındaki yanlış bilinen ismi ise kemik erimesidir.
Osteoporoz Nedir?
Bilhassa kadınlarda sık görülen, kemiklerin daha hassas, gözenekli ve giderek daha güçsüz, kırılgan olmasına yol açan bir hastalıktır. Osteon kemik, porous da gözenekli mânâsına gelir. Eğer tedavi edilmez veya gerekli tedbirler alınmazsa osteoporoz hiç belirti vermeden kemik kırılma safhasına kadar ilerleyebilir. Erken devrede osteoporoz farkedilebilecek nitelikte çok az fizikî değişikliğe yol açar. Kemik kırılmaları bilhassa kalça, omurlar ve bilhassa bel omurlarında olmaktadır. Her kemik osteoporozdan etkilenebilir. Bunlar içinde kalça kırıkları en önemlileridir. Kalça kırıkları, çoğunlukla hastahaneye yatmayı ve cerrahî müdaheleyi gerektirecek kadar ciddidir.
Osteoporozlu kişinin yürüme kabiliyeti azalır, yardımsız yürüyemez, kalıcı sakatlıklar hattâ ölüm olabilmektedir. Omur kırılmaları, kilo kaybı, boy kısalması, şiddetli sırt ağrısı ve şekil bozukluklarını içine alan ciddi sağlık problemlerine yol açar. Kocakarı kamburu olarak bilinen omurga eğrilmesi olur. Kadınlar erkeklere göre dört kere daha fazla osteoporoza yakalanma riskine sahiptir.
[Only Registered Users Can See Links]
Kimler Risk Altındadır?
Osteoporozu belirleyen birçok faktör vardır. Osteoporozun önlenmesinde birinci basamak, risk faktörlerinin kişide bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Risk faktörleri şunlardır:
Yaş: Yaş ne kadar artarsa, risk o kadar artar. Yaş arttıkça kemik yoğunluğu azalır, kemikler yaşlanır ve kırılmalara daha hassas hâle gelir.
Cins: Kadınlarda osteoporoz gelişim ihtimali çok yüksektir. Kadınlar daha az kemik dokusuna sahiptir ve menapoz sırasındaki metabolizma değişiklikleri yüzünden erkeklere göre kemik kaybı daha hızlı olmaktadır.
Irk: Beyaz ırktan ve Asyalı kadınlarda görülme nisbeti daha yüksektir.
Kemik yapısı ve vücut ağırlığı: Küçük kemikli ve zayıf kadınlarda risk yüksektir.
Menapoz: Menapoz osteoporoz riskini artıran en önemli faktördür. Ayrıca menapoz öncesi ano-rexia (yememe hastalığı) veya fazla fizikî aktivite-den dolayı menstruasyonun (âdet görme) durması sonucu kemik kaybı olmakta ve osteoporoz meydana gelmektedir.
Hayat tarzı: Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklar, çok az kalsiyum tüketimi (şimdi veya çocukluk çağında) osteoporoza yol açar. Bu yüzden sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalı, süt ve yoğurt ürünleri boica tüketilmelidir. Çok az egzersiz yapılması osteoporoz riskini artıran bir faktördür.
İlâçlar ve hastalıklar: Kortizon ve benzeri ilâçlar, astım ve artrit tedavisinde kullanılan steroidler, endokrin bozukluklar (hipertroidi) ve romatoid artrit gibi hastalıklar osteoporoz riskini artırır.
Genetik: Kemik kırıklığına yatkınlıkta genetik faktörler de tesirlidir. Annelerinde osteoporoz olan genç kızların anneleri gibi osteoporoza yakalanma ihtimali daha yüksektir.Bu yüzden anneleri osteoporoz olan genç hanımlar risk faktörlerini öğrenerek osteoporozdan korunabilirler.
Erken menapoz: (Özellikle 45 yaşından önce) Menapoz, osteoporozun gelişimine katkıda bulunan en birinci anahtar olaylardandır. Bu faktörlerin hiçbiri söz konusu olmasa bile, menapoza girmiş bir kadında osteoporoz bulunabilir yahut zamanla ortaya çıkabilir.
Kemik Sağlığı
Tazecik bir ağaç dalı düşünün, ne kadar esnek ve dayanıklıdır. Ağaç yaşlanınca gitgide içindeki boşluklar artar, daha kırılgan bir yapı alır ve gençken üzerinde salıncak yapıp oynadığımız dal, artık küçük bir dokunuşta kırılabilir. Kemikler de canlı dokulardır. Sağlıklı kemik yoğun ve güçlüdür ve büyük miktarda basınca, gerilime ve burulmaya dayanabilir. Ancak osteoporoz geliştiğinde kemikler incelir ve kırılgan bir hâl alır ki, bu durum kırılma ihtimalini artırır. Kemiklerin, kaslara destek sağlamak, beyin, kalp, akciğer gibi hayatî organları korumak ve kalsiyum depolamak gibi önemli görevlen vardır. Hastalanan kemikler iyileşebilirler, diyet ve egzersiz çok faydalı tesirler ortaya çıkarır. Vücudumuz yaşlı kemiklerin yıkıldığı ve yeni kemiklerin oluştuğu sürekli kemikleşme faaliyetlerine sahne olur. Kemik metabolizmasının işleyişine çok fazla kemik yıkılmasına ve tam olarak yenilenmemesine bağlı olarak ortaya çıkan bir dengesizlik osteoporoza sebep olur. Bu dengesizliğe katkıda bulunan en önemli faktör menapozdur. Normal bir insanda, 35 yaşına kadar kemikler tam sağlıklarını korurlar. 35 yaşından sonra kemikler yeni kemiğe nazaran daha kırılgandırlar. 30'lu yaşların ortalarına kadar çoğu kadın kaybettiğinden daha fazla kemik kazanır. Daha sonra bu denge genellikle değişir ve kaybedilen kemik miktarı ile yerine konan kemik miktarı aşağı yukarı eşit olur. Ancak menapoz sırasında hormonal değişiklikler yani östrojen seviyelerinin azalması kemik kaybını hızlandırır. (Kadınlarda kemik kaybı menapozdan sonra hızlanır. Çünkü yumurtalıkların ürettiği ve kemik kaybını önleyen östrojen hormonunun menapozdan dolayı üretimi durur). Bu kemik kaybı ciddi seviyeye ulaştığında osteoporoz gelişir.
Kemiklerimizi yatırım hesabı olarak düşünebiliriz. Beili bir kemik hesabımız vardır. Kemik yapımı için kritik yıllar ergenliğin başı ile 30 yaş arasıdır. Genç hanımlar kendi kemik hesaplarını % 20 oranında artırabilirler. Bu da osteoporozdan korunmak için kritik faktördür.
Osteoporozu belirlemek için; risk fakörlerine sahip miyiz veya risk var mı, bunu tespit etmek gerekir. Kemik kütle ölçümü (kemik yoğunluğu testi) osteoporoz olup olmadığını belirlemeye yardımcı olan bir testtir. Bunlar güvenilir, ağrısız ve vücut bütünlüğünü bozmayan testlerdir. Bazıları sadece birkaç dakika sürer.
Kemik yoğunluğu testi vücutta çeşitli bölgeleri-deki kemik yoğunluğunu ölçer. Bu test;
* Kırılmalar olmadan osteoporozun belirlenmesini,
* Gelecekte kırılmaya maruz kalma riskinin derecesini,
* Kemik kaybı varsa bunun hızının belirlenmesini sağlar. Ayrıca tedavi yapılıyorsa tedavinin gidişatı hakkında bilgi verir.
Osteoporozu Nasıl Önleyebiliriz?
30 yaşından önce kemiklerin güçlendirilmesi osteoporoza karşı en önemli savunma metodudur. Sağlıklı beslenme ve hareketli bir hayat tarzı önemlidir. Köylerde bağ ve bahçede çalıştığı için çok hareketli bir hayat sürerek yaşlanmış kadınlarda bu hastalığın az görülmesi ve hafif oluşu, onların kilo almamalarıyla ve haraketten düşmemeleriyle alakalıdır. Hamilelik döneminde karnındaki yavrusunun kemiklerinin teşekkülü için gerekli kalsiyumu gıdalarıyla alamayan anneler, hiç farkında olmasalar da, aciz ve hiçbir şeyden habersiz yavrunun kemik gelişimi için gerekli bu kalsiyum annenin kemiklerinden ve dişlerinden çekilerek yavrularına verilir. Kudreti Sonsuzun şefkâti ve merhameti ile gelişen âciz yavru korunur, çünkü henüz onun kendini besleme imkânı yoktur. Halbuki anne adayı hanımlar istedikleri şekilde her türlü gıdayı alarak kemiklerinden eksilen kalsiyumu tamamlama imkânına sahiptir. Dolayısıyla yavru korunurken an--neye zulmedilmemiş olur. Ama bunu bilmeyen ve beslenmesine dikkat etmeyen anneler yavrusunun kemiklerinin kendi kemiklerinden çıktığını ancak yaşlanınca ve osteoporoza yakalanınca, yani iş işten geçtikten sonra öğrenirler.
Tedbir İçin Çeşitli Yollar:
Östrojen tedavisinde değişik ilâçlar (alendronat, raloxifen gibi) kullanılmaktadır.
Yeterli kalsiyum alınımı osteoporozdan korunmada tesirli bir faktördür. Son yıllardaki çalışmalar yetişkinlerin çoğunun alması gereken kalsiyumun yarısını veya daha azını almakta olduğunu göstermektedir. 1 lt sütten elde edilen, 1 kap yoğurt 300 mg kalsiyuma eşdeğerdir (günlük alınması gereken kalsiyum miktarının 1/3'ü). Menapozdan sonra kalsiyum kemik kaybını tamamen önleyemez ya da yeniden kemik yapımını sağlayamaz. Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum yönünden zengin besinler alınmalı ve yağlı besinlerden kaçınılmalıdır. Sigara ve alkol gibi sağlık için son derece zararlı olan alışkanlıklardan uzak kalınmalı, yeterli beslenemiyorsak kalsiyum tabletlerinden kullanmalıdır. Bazı hastalıklar veya böbrek taşı varsa tablet almadan bir uzmanla mutlaka görüşmelidir.
Kalsiyumun yeterli emilimi için D vitamini gereklidir. Vücudumuz güneş ışığı yardımıyla gerekli D vitaminini üretir. Çok fazla D vitamini zararlıdır. Bu yüzden tablet gibi ilâve D vitaminlerini doktor tavsiyesi olmadan kullanmamalıyız.
Güçlü kemikler için egzersiz gereklidir. Osteoporoz başlamadan önce düzenli olarak yürümek, hafif egzersizler, namazdaki gibi rutin olarak hergün yapılan hareketler kemik gücümüzü artırmakta yardımcıdır. Osteoporoz başlamış ve ilerlemişse egzersiz yapılmalı mı? Çoğu kişi bu soruyu evet diye cevaplar. Ancak doktorunuzla konuşmalı ve size uygun egzersizi yapmalısınız. Unutmayın ki egzersiz tek başına osteoporozu önlemez veya tedavi etmez.
Tedavi
Osteoporozda tam tedavi olmasa da bazı tedbirler alınabilir. Hormonal tedavi görenler günde 1.000 mg kalsiyum, hormonal tedavisi olmayanlar günde 1.500 mg kalsiyum almalıdır. Fazla yük kaldırmamalı ve ağır işlerden kaçınılmalıdır. Menapozdaki kadınlara uygulanan hormonal tedavi hızlı kemik kaybını önleyen önemli bir tedavidir.
Kalsitonin erkek ve kadınlara tavsiye edilen başka bir tedavi şeklidir. Kalsitonin bir proteindir ve ağız yoluyla alınamaz; enjekte veya burun spreyi formları kullanılır. Özellikle östrojen almak istemeyen kadınlarda menapozda kalsitonin tedavisi kemik kaybını azaltır. Diğer bir ilâç olan bisfosfanat, kemik kırılmasını önler. Kemik yoğunluğunu artırır. Menapozu geçirmiş daha yaşlı kadınlar alendronat da kullanabilir.
Eğer size osteoporoz tanısı konulmuş ise: Harekete geçin. Yapabileceğiniz hiçbir şey olmadığını düşünme hatasına düşmeyin. Yapabileceğiniz çok şey bulunmaktadır.
Dikkatli olun. Var olan tedavi metotları konusunda bilgilenmeye çalışın.
Rahat olun. Yalnız değilsiniz. Dünya'da 200 milyonun üzerinde osteoporozlu kadın bulunmaktadır. Kendinizi en talihli olanlardan biri olarak düşünün. Çünkü şimdi osteoporozla mücadele için neler yapabileceğinizi biliyorsunuz.
Risk altında olan başka kadınlar da tanıyorsanız onlarla bu hususta konuşun. Onları ne kadar risk taşıdıkları, kolayca ölçüm yaptırabilecekleri ve kemik sağlıklarını korumak için neler yapabilecekleri vb. konularda doktorlarıyla konuşmaya teşvik edin.
Osteoporoz Nedir?
Bilhassa kadınlarda sık görülen, kemiklerin daha hassas, gözenekli ve giderek daha güçsüz, kırılgan olmasına yol açan bir hastalıktır. Osteon kemik, porous da gözenekli mânâsına gelir. Eğer tedavi edilmez veya gerekli tedbirler alınmazsa osteoporoz hiç belirti vermeden kemik kırılma safhasına kadar ilerleyebilir. Erken devrede osteoporoz farkedilebilecek nitelikte çok az fizikî değişikliğe yol açar. Kemik kırılmaları bilhassa kalça, omurlar ve bilhassa bel omurlarında olmaktadır. Her kemik osteoporozdan etkilenebilir. Bunlar içinde kalça kırıkları en önemlileridir. Kalça kırıkları, çoğunlukla hastahaneye yatmayı ve cerrahî müdaheleyi gerektirecek kadar ciddidir.
Osteoporozlu kişinin yürüme kabiliyeti azalır, yardımsız yürüyemez, kalıcı sakatlıklar hattâ ölüm olabilmektedir. Omur kırılmaları, kilo kaybı, boy kısalması, şiddetli sırt ağrısı ve şekil bozukluklarını içine alan ciddi sağlık problemlerine yol açar. Kocakarı kamburu olarak bilinen omurga eğrilmesi olur. Kadınlar erkeklere göre dört kere daha fazla osteoporoza yakalanma riskine sahiptir.
[Only Registered Users Can See Links]
Kimler Risk Altındadır?
Osteoporozu belirleyen birçok faktör vardır. Osteoporozun önlenmesinde birinci basamak, risk faktörlerinin kişide bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Risk faktörleri şunlardır:
Yaş: Yaş ne kadar artarsa, risk o kadar artar. Yaş arttıkça kemik yoğunluğu azalır, kemikler yaşlanır ve kırılmalara daha hassas hâle gelir.
Cins: Kadınlarda osteoporoz gelişim ihtimali çok yüksektir. Kadınlar daha az kemik dokusuna sahiptir ve menapoz sırasındaki metabolizma değişiklikleri yüzünden erkeklere göre kemik kaybı daha hızlı olmaktadır.
Irk: Beyaz ırktan ve Asyalı kadınlarda görülme nisbeti daha yüksektir.
Kemik yapısı ve vücut ağırlığı: Küçük kemikli ve zayıf kadınlarda risk yüksektir.
Menapoz: Menapoz osteoporoz riskini artıran en önemli faktördür. Ayrıca menapoz öncesi ano-rexia (yememe hastalığı) veya fazla fizikî aktivite-den dolayı menstruasyonun (âdet görme) durması sonucu kemik kaybı olmakta ve osteoporoz meydana gelmektedir.
Hayat tarzı: Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklar, çok az kalsiyum tüketimi (şimdi veya çocukluk çağında) osteoporoza yol açar. Bu yüzden sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalı, süt ve yoğurt ürünleri boica tüketilmelidir. Çok az egzersiz yapılması osteoporoz riskini artıran bir faktördür.
İlâçlar ve hastalıklar: Kortizon ve benzeri ilâçlar, astım ve artrit tedavisinde kullanılan steroidler, endokrin bozukluklar (hipertroidi) ve romatoid artrit gibi hastalıklar osteoporoz riskini artırır.
Genetik: Kemik kırıklığına yatkınlıkta genetik faktörler de tesirlidir. Annelerinde osteoporoz olan genç kızların anneleri gibi osteoporoza yakalanma ihtimali daha yüksektir.Bu yüzden anneleri osteoporoz olan genç hanımlar risk faktörlerini öğrenerek osteoporozdan korunabilirler.
Erken menapoz: (Özellikle 45 yaşından önce) Menapoz, osteoporozun gelişimine katkıda bulunan en birinci anahtar olaylardandır. Bu faktörlerin hiçbiri söz konusu olmasa bile, menapoza girmiş bir kadında osteoporoz bulunabilir yahut zamanla ortaya çıkabilir.
Kemik Sağlığı
Tazecik bir ağaç dalı düşünün, ne kadar esnek ve dayanıklıdır. Ağaç yaşlanınca gitgide içindeki boşluklar artar, daha kırılgan bir yapı alır ve gençken üzerinde salıncak yapıp oynadığımız dal, artık küçük bir dokunuşta kırılabilir. Kemikler de canlı dokulardır. Sağlıklı kemik yoğun ve güçlüdür ve büyük miktarda basınca, gerilime ve burulmaya dayanabilir. Ancak osteoporoz geliştiğinde kemikler incelir ve kırılgan bir hâl alır ki, bu durum kırılma ihtimalini artırır. Kemiklerin, kaslara destek sağlamak, beyin, kalp, akciğer gibi hayatî organları korumak ve kalsiyum depolamak gibi önemli görevlen vardır. Hastalanan kemikler iyileşebilirler, diyet ve egzersiz çok faydalı tesirler ortaya çıkarır. Vücudumuz yaşlı kemiklerin yıkıldığı ve yeni kemiklerin oluştuğu sürekli kemikleşme faaliyetlerine sahne olur. Kemik metabolizmasının işleyişine çok fazla kemik yıkılmasına ve tam olarak yenilenmemesine bağlı olarak ortaya çıkan bir dengesizlik osteoporoza sebep olur. Bu dengesizliğe katkıda bulunan en önemli faktör menapozdur. Normal bir insanda, 35 yaşına kadar kemikler tam sağlıklarını korurlar. 35 yaşından sonra kemikler yeni kemiğe nazaran daha kırılgandırlar. 30'lu yaşların ortalarına kadar çoğu kadın kaybettiğinden daha fazla kemik kazanır. Daha sonra bu denge genellikle değişir ve kaybedilen kemik miktarı ile yerine konan kemik miktarı aşağı yukarı eşit olur. Ancak menapoz sırasında hormonal değişiklikler yani östrojen seviyelerinin azalması kemik kaybını hızlandırır. (Kadınlarda kemik kaybı menapozdan sonra hızlanır. Çünkü yumurtalıkların ürettiği ve kemik kaybını önleyen östrojen hormonunun menapozdan dolayı üretimi durur). Bu kemik kaybı ciddi seviyeye ulaştığında osteoporoz gelişir.
Kemiklerimizi yatırım hesabı olarak düşünebiliriz. Beili bir kemik hesabımız vardır. Kemik yapımı için kritik yıllar ergenliğin başı ile 30 yaş arasıdır. Genç hanımlar kendi kemik hesaplarını % 20 oranında artırabilirler. Bu da osteoporozdan korunmak için kritik faktördür.
Osteoporozu belirlemek için; risk fakörlerine sahip miyiz veya risk var mı, bunu tespit etmek gerekir. Kemik kütle ölçümü (kemik yoğunluğu testi) osteoporoz olup olmadığını belirlemeye yardımcı olan bir testtir. Bunlar güvenilir, ağrısız ve vücut bütünlüğünü bozmayan testlerdir. Bazıları sadece birkaç dakika sürer.
Kemik yoğunluğu testi vücutta çeşitli bölgeleri-deki kemik yoğunluğunu ölçer. Bu test;
* Kırılmalar olmadan osteoporozun belirlenmesini,
* Gelecekte kırılmaya maruz kalma riskinin derecesini,
* Kemik kaybı varsa bunun hızının belirlenmesini sağlar. Ayrıca tedavi yapılıyorsa tedavinin gidişatı hakkında bilgi verir.
Osteoporozu Nasıl Önleyebiliriz?
30 yaşından önce kemiklerin güçlendirilmesi osteoporoza karşı en önemli savunma metodudur. Sağlıklı beslenme ve hareketli bir hayat tarzı önemlidir. Köylerde bağ ve bahçede çalıştığı için çok hareketli bir hayat sürerek yaşlanmış kadınlarda bu hastalığın az görülmesi ve hafif oluşu, onların kilo almamalarıyla ve haraketten düşmemeleriyle alakalıdır. Hamilelik döneminde karnındaki yavrusunun kemiklerinin teşekkülü için gerekli kalsiyumu gıdalarıyla alamayan anneler, hiç farkında olmasalar da, aciz ve hiçbir şeyden habersiz yavrunun kemik gelişimi için gerekli bu kalsiyum annenin kemiklerinden ve dişlerinden çekilerek yavrularına verilir. Kudreti Sonsuzun şefkâti ve merhameti ile gelişen âciz yavru korunur, çünkü henüz onun kendini besleme imkânı yoktur. Halbuki anne adayı hanımlar istedikleri şekilde her türlü gıdayı alarak kemiklerinden eksilen kalsiyumu tamamlama imkânına sahiptir. Dolayısıyla yavru korunurken an--neye zulmedilmemiş olur. Ama bunu bilmeyen ve beslenmesine dikkat etmeyen anneler yavrusunun kemiklerinin kendi kemiklerinden çıktığını ancak yaşlanınca ve osteoporoza yakalanınca, yani iş işten geçtikten sonra öğrenirler.
Tedbir İçin Çeşitli Yollar:
Östrojen tedavisinde değişik ilâçlar (alendronat, raloxifen gibi) kullanılmaktadır.
Yeterli kalsiyum alınımı osteoporozdan korunmada tesirli bir faktördür. Son yıllardaki çalışmalar yetişkinlerin çoğunun alması gereken kalsiyumun yarısını veya daha azını almakta olduğunu göstermektedir. 1 lt sütten elde edilen, 1 kap yoğurt 300 mg kalsiyuma eşdeğerdir (günlük alınması gereken kalsiyum miktarının 1/3'ü). Menapozdan sonra kalsiyum kemik kaybını tamamen önleyemez ya da yeniden kemik yapımını sağlayamaz. Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum yönünden zengin besinler alınmalı ve yağlı besinlerden kaçınılmalıdır. Sigara ve alkol gibi sağlık için son derece zararlı olan alışkanlıklardan uzak kalınmalı, yeterli beslenemiyorsak kalsiyum tabletlerinden kullanmalıdır. Bazı hastalıklar veya böbrek taşı varsa tablet almadan bir uzmanla mutlaka görüşmelidir.
Kalsiyumun yeterli emilimi için D vitamini gereklidir. Vücudumuz güneş ışığı yardımıyla gerekli D vitaminini üretir. Çok fazla D vitamini zararlıdır. Bu yüzden tablet gibi ilâve D vitaminlerini doktor tavsiyesi olmadan kullanmamalıyız.
Güçlü kemikler için egzersiz gereklidir. Osteoporoz başlamadan önce düzenli olarak yürümek, hafif egzersizler, namazdaki gibi rutin olarak hergün yapılan hareketler kemik gücümüzü artırmakta yardımcıdır. Osteoporoz başlamış ve ilerlemişse egzersiz yapılmalı mı? Çoğu kişi bu soruyu evet diye cevaplar. Ancak doktorunuzla konuşmalı ve size uygun egzersizi yapmalısınız. Unutmayın ki egzersiz tek başına osteoporozu önlemez veya tedavi etmez.
Tedavi
Osteoporozda tam tedavi olmasa da bazı tedbirler alınabilir. Hormonal tedavi görenler günde 1.000 mg kalsiyum, hormonal tedavisi olmayanlar günde 1.500 mg kalsiyum almalıdır. Fazla yük kaldırmamalı ve ağır işlerden kaçınılmalıdır. Menapozdaki kadınlara uygulanan hormonal tedavi hızlı kemik kaybını önleyen önemli bir tedavidir.
Kalsitonin erkek ve kadınlara tavsiye edilen başka bir tedavi şeklidir. Kalsitonin bir proteindir ve ağız yoluyla alınamaz; enjekte veya burun spreyi formları kullanılır. Özellikle östrojen almak istemeyen kadınlarda menapozda kalsitonin tedavisi kemik kaybını azaltır. Diğer bir ilâç olan bisfosfanat, kemik kırılmasını önler. Kemik yoğunluğunu artırır. Menapozu geçirmiş daha yaşlı kadınlar alendronat da kullanabilir.
Eğer size osteoporoz tanısı konulmuş ise: Harekete geçin. Yapabileceğiniz hiçbir şey olmadığını düşünme hatasına düşmeyin. Yapabileceğiniz çok şey bulunmaktadır.
Dikkatli olun. Var olan tedavi metotları konusunda bilgilenmeye çalışın.
Rahat olun. Yalnız değilsiniz. Dünya'da 200 milyonun üzerinde osteoporozlu kadın bulunmaktadır. Kendinizi en talihli olanlardan biri olarak düşünün. Çünkü şimdi osteoporozla mücadele için neler yapabileceğinizi biliyorsunuz.
Risk altında olan başka kadınlar da tanıyorsanız onlarla bu hususta konuşun. Onları ne kadar risk taşıdıkları, kolayca ölçüm yaptırabilecekleri ve kemik sağlıklarını korumak için neler yapabilecekleri vb. konularda doktorlarıyla konuşmaya teşvik edin.