EKoL
10-15-2009, 14:08
Hasan Dağı Türküsünün Hikayesi
Hasan Dağı çatal matal
Arasında güller biter
Bir yar sevdim bana yeter
İki seven del'olmaz mı
Hasan Dağı Hasan Dağı
Senden yüce dağ olmaz mı
Seni yaylayan güzelin
Al yanağı bal olmaz mı
Şu karşı beyaz damlar
Hani sana giren canlar
Sevip sevip ayrılanlar
Yanıp yanıp kül olmaz mı
Hasan Dağı'nın yılanı
Akar dolanı dolanı
Küçücükten bir yar sevsem
Sarsam belini olmaz mı
Hasan Dağı - Çukurova yöresi
Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmiş[Only Registered Users Can See Links]şkı ve tabiat sevgisini yaşadığı hayatı[Only Registered Users Can See Links] çağının konuşma dili ile öz türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.
Bugün kesin olarak bilinen bir şey varsa o da mezarının İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Karacaoğlan Köyü'ndeki Karacaoğlan tepesinde Karacakız tepesi ile karşı karşıya olduğudur.
Mezar 1997 yılında anıt mezar haline getirilerek Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından ziyarete açılmıştır. Karacaoğlan aynı zamanda tarihte heykeli dikilen[Only Registered Users Can See Links] bilinen ilk ozandır. İçel'in Mut İlçesine Heykeltraş Prof.Hüseyin GEZER tarafından yapılan heykeli 8 haziran 1973 günü dikilmiştir.Yörede onun şiirlerinden pek çoğu halk arasında söylenir bazıları türküleştirilmiştir.
Çeşitli kaynaklara göre Kozana bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde[Only Registered Users Can See Links] "Mamalı" da[Only Registered Users Can See Links] "Binbuğa"da[Only Registered Users Can See Links] "Erzurum"da "Zobular"da[Only Registered Users Can See Links] "Gökçeli"de[Only Registered Users Can See Links] "Varsak da[Only Registered Users Can See Links] hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Fakat[Only Registered Users Can See Links] kanımızca en sağlam ve eski kaynak[Only Registered Users Can See Links] Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi'nin hatıra defteri olup[Only Registered Users Can See Links] inandırıcı delillere da-yanmaktadır. Hamdi Efendi[Only Registered Users Can See Links] Varsak köyünde 1876 da hatıra defterine şu satırları kaydetmiştir: "Malum ola ki Karacaoğlan Varsak karyesinde dünyaya gelüp babası Türkmen aşiretinden Kara İlyas[Only Registered Users Can See Links] fakir-el hal olmağla sayd-ü şikarla taayyuş eder olup 1013 (M .1604) tarihinde Kozan dere-beylerinden Hüsa m Beyin sayıl namıyle tut-kap asker devşirdiği hengamda İlyas dahi tutulup ***ürülerek orada gaip olduğu için lakapları Sayıloğlu kaldığı ve el- yevm karyei mezbur hanedanı Sayılzade Mehmet Efendi'den anlaşılmıştır. Karacaoğlan'ın ismi Hasan olup öksüz büyümüş. Vechen karayağız ve fakir çocuğu olduğu için buna Karacaoğlan denülüp böylece anıldığı. Karacaoğlan delikanlı iken munis ve zeyrekliği hasebiyle ol vaktin karye ağalarından serdengeçti Osman Ağa Karaca Oğlan'ı evlatlık şekliyle diğer fakir bir aile kızıyle teehhül ettirmiş ise de kız hor ve çirkin olduğundan Kara caoğlan babası gibi Sayıl askerliğine tutulacağını anlayup yirmi dört yaşında Varsak'tan firar-la mekanın gaip ederek[Only Registered Users Can See Links] encam Maraş'ta Zülgaroğlu (Zülkadir olacak) Hüsam Bey' in himayesinde altı sene teehhül ümidiyle kalıp[Only Registered Users Can See Links] teehhül ümidi münkesir olunca ora-dan müfarekatla yine geşt-i diyara başlayıp on dokuz sene sonra vatanına gelmişse de fazla barınamayıp elli beş yaşında Tarsus tarikıyla tekrar geşt-i diyara der-ban oldu-ğu (1)"[Only Registered Users Can See Links] kayıtlıdır. Han Mahmut adli halk hikayesinde ve diğer bazı anlatımlarda Karacaoğlan'ın Tarsus'ta Karaca Kız adındaki bir yörük beyi'nin kızına aşık olduğu[Only Registered Users Can See Links] vermedikleri için kızın[Only Registered Users Can See Links] arkasından da Karacaoğlan'ın Kırklar mağarasına[Only Registered Users Can See Links] bazı kaynaklara göre de Eshab-ı Kehf Mağarasına çekilerek orada öldüğü rivayet olunur. İshak Refet Işıtman ise[Only Registered Users Can See Links] 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinin 33. sayfasında "Şairin menkıbeleri arasında Karaca Kız adlı birisini sevdiği söylenir ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiği[Only Registered Users Can See Links] fakat birbirlerine kavuşamadıkları[Only Registered Users Can See Links] en sonunda Karacaoğlan'ın bir tepeye[Only Registered Users Can See Links] Karaca Kız'ın da onun karşısındaki bir tepeye gömüldükleri anlatılır. Bu tepeler Çukurovada imiş"[Only Registered Users Can See Links] demektedir. Bizim görüşümüze göre buradaki Çukurova'dan Çukur Köyü'nün anlaşılması gerekir. Zira Çukur köyü (şimdi Karacaoğlan) Karaca Kız ve Karacaoğlan Tepeleri'nin düzlüğündedir. Fuat Köprülü'nün araştırma yaptığı dönemlerdeki ulaşım imkanları dikkate alınırsa[Only Registered Users Can See Links] Mut İlçesi dahi belli çevre dışında bilinmezken Çukur köyünün bir araştırmacı için bilinmesi elbette mümkün değildir. Esasen şimdiki Çukur (Karacaoğlan) köyü 1286 yıllarında Sarıkavak beylerinden Hacı Kadir ağa zamanında eski yerinden nakledilmiştir. Karacaoğlan tepesinin birkaç kilometre kuzey batısına düşen eski Çukur içme ve kullanma sularını sarnıçlardan sağlayan bir kıraç yayladır. Sarıkavak beylerinin yaylası olan bu köyün 8 kilometre kadar doğuya nakledilmesinin bir de hikâyesi vardır. Rivayete göre köyün çobanı[Only Registered Users Can See Links] sürünün içinden bir tekenin sık sık ayrılarak sakalı ıslanmış şekilde geriye döndüğünü görür ve merakla takip eder. Görür ki şimdiki köyün hemen yakınında bir kaynak vardır ve teke tesadüfen bulduğu bu kaynaktan iç güdüsüyle şaşırmadan gidip[Only Registered Users Can See Links] suyunu içtikten sonra dönmektedir o Bundan sonra sadece yazları oturulan eski Çukur su kaynağına yakın yerde yeniden iskân sahası haline getirilir. Köy devamlılık kazandıktan sonra halk Karacaoğlan mezarını adeta ziyaretgâh haline getirmiş[Only Registered Users Can See Links] ona evliyalık izafe etmiş[Only Registered Users Can See Links] tepenin adına zamanla Erenler Tepesi de denmeye başlanmıştır.
Hasan Dağı çatal matal
Arasında güller biter
Bir yar sevdim bana yeter
İki seven del'olmaz mı
Hasan Dağı Hasan Dağı
Senden yüce dağ olmaz mı
Seni yaylayan güzelin
Al yanağı bal olmaz mı
Şu karşı beyaz damlar
Hani sana giren canlar
Sevip sevip ayrılanlar
Yanıp yanıp kül olmaz mı
Hasan Dağı'nın yılanı
Akar dolanı dolanı
Küçücükten bir yar sevsem
Sarsam belini olmaz mı
Hasan Dağı - Çukurova yöresi
Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmiş[Only Registered Users Can See Links]şkı ve tabiat sevgisini yaşadığı hayatı[Only Registered Users Can See Links] çağının konuşma dili ile öz türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.
Bugün kesin olarak bilinen bir şey varsa o da mezarının İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Karacaoğlan Köyü'ndeki Karacaoğlan tepesinde Karacakız tepesi ile karşı karşıya olduğudur.
Mezar 1997 yılında anıt mezar haline getirilerek Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından ziyarete açılmıştır. Karacaoğlan aynı zamanda tarihte heykeli dikilen[Only Registered Users Can See Links] bilinen ilk ozandır. İçel'in Mut İlçesine Heykeltraş Prof.Hüseyin GEZER tarafından yapılan heykeli 8 haziran 1973 günü dikilmiştir.Yörede onun şiirlerinden pek çoğu halk arasında söylenir bazıları türküleştirilmiştir.
Çeşitli kaynaklara göre Kozana bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde[Only Registered Users Can See Links] "Mamalı" da[Only Registered Users Can See Links] "Binbuğa"da[Only Registered Users Can See Links] "Erzurum"da "Zobular"da[Only Registered Users Can See Links] "Gökçeli"de[Only Registered Users Can See Links] "Varsak da[Only Registered Users Can See Links] hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Fakat[Only Registered Users Can See Links] kanımızca en sağlam ve eski kaynak[Only Registered Users Can See Links] Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi'nin hatıra defteri olup[Only Registered Users Can See Links] inandırıcı delillere da-yanmaktadır. Hamdi Efendi[Only Registered Users Can See Links] Varsak köyünde 1876 da hatıra defterine şu satırları kaydetmiştir: "Malum ola ki Karacaoğlan Varsak karyesinde dünyaya gelüp babası Türkmen aşiretinden Kara İlyas[Only Registered Users Can See Links] fakir-el hal olmağla sayd-ü şikarla taayyuş eder olup 1013 (M .1604) tarihinde Kozan dere-beylerinden Hüsa m Beyin sayıl namıyle tut-kap asker devşirdiği hengamda İlyas dahi tutulup ***ürülerek orada gaip olduğu için lakapları Sayıloğlu kaldığı ve el- yevm karyei mezbur hanedanı Sayılzade Mehmet Efendi'den anlaşılmıştır. Karacaoğlan'ın ismi Hasan olup öksüz büyümüş. Vechen karayağız ve fakir çocuğu olduğu için buna Karacaoğlan denülüp böylece anıldığı. Karacaoğlan delikanlı iken munis ve zeyrekliği hasebiyle ol vaktin karye ağalarından serdengeçti Osman Ağa Karaca Oğlan'ı evlatlık şekliyle diğer fakir bir aile kızıyle teehhül ettirmiş ise de kız hor ve çirkin olduğundan Kara caoğlan babası gibi Sayıl askerliğine tutulacağını anlayup yirmi dört yaşında Varsak'tan firar-la mekanın gaip ederek[Only Registered Users Can See Links] encam Maraş'ta Zülgaroğlu (Zülkadir olacak) Hüsam Bey' in himayesinde altı sene teehhül ümidiyle kalıp[Only Registered Users Can See Links] teehhül ümidi münkesir olunca ora-dan müfarekatla yine geşt-i diyara başlayıp on dokuz sene sonra vatanına gelmişse de fazla barınamayıp elli beş yaşında Tarsus tarikıyla tekrar geşt-i diyara der-ban oldu-ğu (1)"[Only Registered Users Can See Links] kayıtlıdır. Han Mahmut adli halk hikayesinde ve diğer bazı anlatımlarda Karacaoğlan'ın Tarsus'ta Karaca Kız adındaki bir yörük beyi'nin kızına aşık olduğu[Only Registered Users Can See Links] vermedikleri için kızın[Only Registered Users Can See Links] arkasından da Karacaoğlan'ın Kırklar mağarasına[Only Registered Users Can See Links] bazı kaynaklara göre de Eshab-ı Kehf Mağarasına çekilerek orada öldüğü rivayet olunur. İshak Refet Işıtman ise[Only Registered Users Can See Links] 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinin 33. sayfasında "Şairin menkıbeleri arasında Karaca Kız adlı birisini sevdiği söylenir ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiği[Only Registered Users Can See Links] fakat birbirlerine kavuşamadıkları[Only Registered Users Can See Links] en sonunda Karacaoğlan'ın bir tepeye[Only Registered Users Can See Links] Karaca Kız'ın da onun karşısındaki bir tepeye gömüldükleri anlatılır. Bu tepeler Çukurovada imiş"[Only Registered Users Can See Links] demektedir. Bizim görüşümüze göre buradaki Çukurova'dan Çukur Köyü'nün anlaşılması gerekir. Zira Çukur köyü (şimdi Karacaoğlan) Karaca Kız ve Karacaoğlan Tepeleri'nin düzlüğündedir. Fuat Köprülü'nün araştırma yaptığı dönemlerdeki ulaşım imkanları dikkate alınırsa[Only Registered Users Can See Links] Mut İlçesi dahi belli çevre dışında bilinmezken Çukur köyünün bir araştırmacı için bilinmesi elbette mümkün değildir. Esasen şimdiki Çukur (Karacaoğlan) köyü 1286 yıllarında Sarıkavak beylerinden Hacı Kadir ağa zamanında eski yerinden nakledilmiştir. Karacaoğlan tepesinin birkaç kilometre kuzey batısına düşen eski Çukur içme ve kullanma sularını sarnıçlardan sağlayan bir kıraç yayladır. Sarıkavak beylerinin yaylası olan bu köyün 8 kilometre kadar doğuya nakledilmesinin bir de hikâyesi vardır. Rivayete göre köyün çobanı[Only Registered Users Can See Links] sürünün içinden bir tekenin sık sık ayrılarak sakalı ıslanmış şekilde geriye döndüğünü görür ve merakla takip eder. Görür ki şimdiki köyün hemen yakınında bir kaynak vardır ve teke tesadüfen bulduğu bu kaynaktan iç güdüsüyle şaşırmadan gidip[Only Registered Users Can See Links] suyunu içtikten sonra dönmektedir o Bundan sonra sadece yazları oturulan eski Çukur su kaynağına yakın yerde yeniden iskân sahası haline getirilir. Köy devamlılık kazandıktan sonra halk Karacaoğlan mezarını adeta ziyaretgâh haline getirmiş[Only Registered Users Can See Links] ona evliyalık izafe etmiş[Only Registered Users Can See Links] tepenin adına zamanla Erenler Tepesi de denmeye başlanmıştır.